Reklam

Doğan Barış yazdı... Gözlerin gördüğü

Doğan Barış yazdı... Gözlerin gördüğü
28 Haziran 2021 - 11:27
Doğan Barış
Üç gün olmuştu, artık şanslarını denemeleri gerekiyordu. İhtiyar, “Bugün… Bugün umarım başaracağız.” diye söylenerek usulca bahçe çitine doğru yaklaştı. Buruşmuş ellerini havaya kaldırarak gözüne gelen güneş ışığını engellemeye çalıştı. Bir gülümseme oluştu dudaklarında, küçük kızın çok sevdiği bir hareketti bu çünkü. Önce denize sonra gökyüzüne doğru baktı, bakar bakmaz yüzü biraz gerildi, derin bir iç çekti ve “Yine fırtına çıkacak.” diye mırıldandı. Bir yandan fırtına olasılığı, bir yandan da hissettiği yorgunluk moralini bozdu. İşte o anda bahçeye çıkan küçük kız, ihtiyarın yüzünü görünce anladı ki bugün de olmayacaktı. Beş yıla yaklaşmıştı küçük kızın bu kasabaya gelişi, ailesini o beklenmeyen yangında kaybettikten sonra tanıdığı tek akrabası olan bu ihtiyar sahip çıkmıştı kendisine. Birçok zorluğa rağmen onunla yaşamaya alışmıştı. Pek yaşıtı yoktu çevresinde, bütün gününü ihtiyara yardım etmekle ya da kendi kendine oyun oynamakla geçiriyordu. Bazen birlikte balığa çıktıkları da oluyordu. İhtiyar adamın çalışamıyor olması karınlarını doyurmalarını epeyce zorlaştırmıştı. Bir an önce balığa çıkmaları gerekiyordu. Üç gündür devam eden fırtına çok kötü etkilemişti.

Bu sabah gitmeyi çok istiyordu ihtiyar, küçük kızın açlığı geldi tekrar aklına. Bazen yorgun hissettiğinde yardım için küçük kızı da balığa götürdüğü olurdu. Bugün de öyle yapsam diye düşündü. Yeniden bakışlarını gökyüzüne çevirdi, biraz daha inceledi, sonunda kafasını hafifçe sallayıp, küçük kıza doğru ilerledi, üzgün duran kızın başını okşayarak “Çıkalım! Çok fazla uzağa gitmeden halledebiliriz bence,” dedi.

Küçük kız çok sevindi bu sözlere, hemen hazırlanmaya başladı. İhtiyar endişeleniyordu. Bir yandan da hava bozacak olsa bile daha bir süre rahatız diyordu kendi kendine. Başlangıçta öyle de oldu, bir miktar balık avlamışlardı ki rüzgâr şiddetlenmeye başladı. İhtiyar hemen kayığın yönünü kıyıya yönlendirmeye davrandı. Ardından dalgalar büyümeye, yağmur yağmaya başladı. Küçük kıza baktığında korkulu gözlerle kendisini izlediğini gördü. O an rahat görünmesi gerektiğini anladı, “Korkma, biliyorsun ben bu tür havalarla sık karşılaşırım,” dedi. Rüzgâr daha da hızlanmaya, yağmur şiddetlenmeye başlayınca ihtiyarda da korku oluştu. Ne kadar tecrübeli de olsa böyle havalarda tekne batacak mı düşüncesi kafasında hep oluşurdu. Şimdi de aynısı olmuştu ve engellemesi gerektiğini biliyordu. Kafasında bu düşüncelerle uğraşıyordu ama hareketleri oldukça sakin ve titizdi. Kayığı dalgalara uyumlu hareket ettiriyordu. Bu davranışlar kızı biraz rahatlatsa da, her an kontrolden çıkacak gibi görünüyordu. Sonrasında fırtına şiddetlenmeye, görüş mesafesi iyice azalmaya başladı, ancak ihtiyar dalgalara uyumlu hareket etmeye devam edebiliyordu. Kıza hareket etmemesini, kesinlikle ayağa kalkmamasını söyledi, o sırada kız ise var gücüyle kayığa giren suları dışarı atmaya çalışıyordu. İhtiyar çok heyecanlanmıştı yakaladıkları balıkları kaybetmeye hiç niyeti yoktu ve bir an önce kasabaya dönmenin hesabını yapıyordu. Aksilik zıt yöne sürükleniyorlardı. İhtiyar kontrolü kaybettiğini o an hissetti. İstediği yöne bir türlü ilerleyemiyorlardı.

“Dalgalara uymalıyım… Ne olursa olsun dalgalara uymalıyım…” diye sayıklamaya başladı. Neyse ki uzun bir uğraş ve gergin saatlerin sonunda alabora olmadan kontrolü sağlamayı başardılar. Deniz biraz sakinleşti, yaşlı adam ilk kez kendisini rahat hissetti, kızın yüzüne bakmak ancak aklına geldi. Başını çevirdiğinde onun karşı tarafa doğru baktığını gördü, sanki bulundukları durumu unutmuş rahatlamış bir şekilde karşıyı izliyordu. O an fark etti ki kızın doğduğu kasabaya gelmişlerdi. Küçük kız dalgaları unutmuş doğduğu yeri izliyordu. Sakince kızın yanına yaklaştı, yorgun elleriyle başını okşadı, “Gördün mü atlattık, üstelik bana çok yardımcı oldun.” dedi. “Hem de çok şanslıyız rüzgâr bizi buraya getirdi, istersen balıkları burada satıp, karnımızı güzelce doyurur ve diğer ihtiyaçlarımızı da alabiliriz. Buranın ürünleri daha iyidir.” Küçük kız çok sevinmiş olacak ki gözleri parlamaya, dudakları titremeye başladı. Konuşamamıştı, ama başını hafifçe sallamasından anlamıştı ihtiyar onay aldığını ve gülümseyerek kayığın rotasını o yöne çevirdi.