Reklam

Yaşar Kemal nasıl yazıyordu?

Yaşar Kemal nasıl yazıyordu?
22 Kasım 2021 - 11:20
Edebiyatımızın en önemli kalemlerinden Yaşar Kemal’in nasıl yazdığı en büyük merak konularından bir tanesidir kuşkusuz. Edebiyat Atölyesi Dergisi olarak yazar adayları için bu soruya yanıt vermek için Yaşar Kemal’in bu konudaki görüşlerini sizlerle paylaşıyoruz:
 
Başladığım bir hikâyeyi, romanı en az üç kez yazıyordum. Beğenmediğim parçaları atıp onun yerine başka parçalar yazmıyor, hikâyeyi yeni baştan ele alıyordum. Bir de başka bir huy edinmiştim, kurulmuş hikâyeyi parça parça yazmak için, durmadan yürüyor, yürürken düşünüyordum. İlk zamanlarda, anlattığım gibi, yürümek zorundaydım, işim gereği. Sonradan yürümeden yazamayacağım düşüncesine kapılmış olacağım ki, hep yürüyerek yazdım. Şimdiye kadar romanlarımı, ilkin İstanbul yakınındaki bir deniz kasabası olan Şilede yazdım. Kaldığım otelin önünde kilometrelerce uzanan bir kumsal vardır. Ben o kumsalda, her sabah erken kalkar yürümeye başlardım. Dönünce de masaya otururdum. Orada hep kışın çalışırdım. Yağmurda, karda, fırtınada da yürürdüm. Öğle yemeğinden sonra da, o günkü bölümü bitirememişsem, gene yürümeye çıkar, döner, akşam yemeğine kadar yazardım. Sonra, Abant’ı buldum. Orada da, 1800 metre bir dağın az aşağısında, ormanın içinde bir göl vardır. Gölün kıyısında da güzel bir otel... Gölün çevresi yedi kilometredir. Ben her sabah yedide kalkar, gölün çevresindeki yedi kilometreyi bir saatte yürür, gelir kahvaltımı yapar, yazmaya başlardım. Yazma işi saat 13’e, 14’e kadar sürerdi. Öğle yemeğinden sonra ya ormanın içine doğru üç kilometre kadar yürür, sonra gene gelir yazmaya otururdum. Eğer düşünmek gerekiyorsa, yarına hazırlık için, akşamüstü gölün kıyısını bir daha turlardım. Abant gölü kıyısında dokuz tane roman yazdığımı sanıyorum. Gölden çok bıkmışsam, bu sefer de gelir, romanı evde bitirirdim. Bir de İstanbul yakınlarında Yalova adındaki kasabada orman içinde bir otel vardır. Orada da çalışırdım. Burada çok az çalıştım, çünkü oranın yolu yürümek, düşünmek için pek uygun değil. Bir yanı orman içi, yol yok. Öbür yoldan da çok otomobil geçiyor. O da benim düşüncelerimi dağıtıyor. Bir de beni bir otomobil ezecek, diye her zaman içimde bir korkum var. Şimdi artık evde yazmaya karar verdim. Evim İstanbul’un epeyce dışında, denize yakın bir yerde. Evin yanındaki koruda da kışın bile yürünebilecek, üç kilometrelik bir yol var. Bir de başka, dokuz kilometrelik bir yolum var. Kısa düşüneceksem, bu, üç kilometrelik orman yoluna gidiyorum. Uzun düşüneceksem, dokuz kilometrelik yola çıkıyorum. Kimi günler ormandaki yolu iki, üç kere turladığım da oluyor.

(Kaynak: Yaşar Kemal Kendini Anlatıyor, Yapı Kredi Yayınları)