Polisiye hayatın içinde

Polisiye hayatın içinde
18 Mayıs 2022 - 14:16

Mustafa Kömüş

Daha çok ekonomi yazılarıyla tanıdığımız Mahfi Eğilmez Inferis’in ardından ikinci polisiye romanı Sahte Sultan’ı yayımladı. Inferis’te mali suçlara değinen Eğilmez, Sahte Sultan’da ise bir tablo üzerinden yolsuzluk öyküsü anlatıyor. Kitapta ayrıca cemaatlerin iktidarla kurduğu ilişkilere de özellikle değiniliyor. Eğilmez’e polisiyeyi ve Sahte Sultan’ı konuştuk.

  • Polisiyede çözülmesi gereken gizemi kimileri matematik problemine benzetir. Sayılarla sürekli temasta olan birisi olarak siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Doğru bir benzetme. Polisiye romanın kurgusu matematik problemine oldukça benziyor. Cebirde parantezli işlemler vardır, önce parantez içini çözmeniz sonra parantez dışındaki işlemle parantez içinden çıkan çözümü bir araya getirip sonuca gitmeniz gerekir. Polisiye romanda da buna benzer bir mantık vardır. Birçok konu birbirinin ardına gizlenerek anlatılır. Ancak çok dikkatli bir okuyucu bütün bu gizlilikleri çözerek sonuca gider ve sonuçta ne olacağını tahmin edebilir. Yine de çoğu polisiye roman sürpriz bir sonla tamamlanır. Polisiye okuru oldukça dikkatli bir okur. En küçük hatayı ve çelişkiyi yakalayabiliyor. O nedenle polisiye yazarken boşluk bırakmamak, çelişkili bir takım alanlar yaratmamak çok önemlidir.
  • Sahte Sultan’da ülkenin bir çok meselesine değiniyorsunuz. Cemaatlerin yargıdan devletin her kademesinde etkin hale gelmesinden Beyoğlu’nun eski güzelliğini kaybetmesine kadar… Biraz bu konulara değinmek ister misiniz?

Her ne kadar kitabın başında romanda geçen olay ve kişiler soyut olaylar ve kişilerdir mealinde bir cümle yazmış olsam da yaşadığım ortam ve kişiler bu romanın kahramanları kuşkusuz. O cümleyi yazmamın nedeni olay ve kişilerin belirli olay ve kişiler olmadığını vurgulamak içindi. Bu roman ilk polisiye romanımdaki gibi, hatta ondan biraz daha fazla olarak, bir polisiye roman olmanın yanı sıra toplumsal eleştiriler de taşıyan bir roman. Bir başka ifadeyle toplumumuzun yaşadığı olayları bir yana bırakıp yalnızca bir cinayet ya da bir hırsızlık üzerinden bir kurgu yapmayı içime sindiremediğim için bu eleştirileri de koydum. Yitirdiğimiz çok şey var, bunları görmezden gelmek yerine kahramanlarımın ağzından bunları dile getirmeyi seçtim.
  • Inferis’te de Sahte Sultan’da da benzer karakterler var. Yolunuza bu karakterlerle mi devam edeceksiniz?

Rüya, Murat, Hale ve Semra Inferis’te de vardı, orada tam olarak sonuçlanmamış bazı konular da kalmıştı. Inferis’i okuyanlar özellikle Semra’ya neler olduğunu, Rüya ile Murat’ın ilişkisinin devam edip etmeyeceğini çok sordular. Bu karakterleri Sahte Sultan’a da taşıyarak bu soruları kısmen yanıtlamış oldum. Buna karşılık bu romanda ilkinden farklı bir
komiser ve savcı vardı. Kötü adamlar da farklıydı. Polisiye romanlar, özellikle kara roman
türünde olmayanlar, olay çözümüne yoğunlaşır, ben her iki romanımda da hem konu dışındaki eleştirileri karakterler aracılığıyla dile getirmeyi hem de çürümekte olan toplumda iyi insanların hala var olduğunu ortaya koyarak umudun yaşadığını anlatmayı tercih ettim. Böyle olunca alışılmış, benimsenmiş iki karakteri, Rüya ile Murat’ı buraya taşımak kaçınılmaz oldu.
  • Yıllarca sizi başka şekilde tanıdık. Polisiyeyi tercih etme sebebiniz neydi?

Benim öykü yazmam 2000 yılında başladı. O tarihlerde ilk romanımı yazdım: Anitta’nın
Laneti. Hitit tarihine olan merakım o romanı yazmaya kadar getirmişti. Roman çok beğenildi, çok okundu ve çok takdir aldı. Bu, beni teşvik etti. 2006 yılında bu kez yine Hitit öykülerini içeren ikinci kitabımı, Hattuşa’dan Kaçış’ı yayınladım. O da çok beğenildi. Polisiyeye merakım ise daha eski. Lise yıllarımdan beri polisiye romanları okurum. Polisiye yazma düşüncesi o zamanlardan beri aklımda olan bir şeydi. Roman yazmak beni günlük olaylardan uzaklaştırıyor ve bir yandan yorarken bir yandan da dinlendiriyor. Polisiye yazmak ise bana bulmaca hazırlamak gibi geliyor, kendimi ekonomiden soyutlayıp romana yoğunlaşıyorum. Bir de tabii çevremizde o kadar fazla polisiye olay var ki iyi bir gözlemci ve iyi bir yazar bunlardan çok sayıda roman konusu çıkarabilir.
  • Yazar olmak isteyen genç adaylara ne önerirsiniz?

Yazar olmak için her şeyden önce çok okumak gerekir. Aynı konuda değil, farklı konularda okumak gerekir. Roman, felsefe, tarih, sosyoloji, psikoloji, sanat tarihi gibi pek çok konuda okumak gerekir. Çünkü roman, bütün bunların gelip buluştuğu yerdir. Farklı yazarları okumak insana farklı bir bakış açısı katar. Yazar, okuduklarını zihninde birleştirmeli ama mutlaka kendi üslubunu oluşturmalıdır. Yazar olmak isteyenlere önerim okumakla birlikte
bir yandan da yazmalarıdır. Hiç kimseye değil kendilerine yazarak başlamalıdırlar. Benim bloğumun adı Kendime Yazılar. Ben gerçekten kendime yazarak başladığım için bloğuma o adı koydum. Aradan zaman geçince yazdıklarını okuyup düzeltsinler. Bu, insanı çok geliştirir.