casino siteleri bedava bonus tarafbet bahis siteleri deneme bonusu veren siteler www.sportareal.com
Reklam

Kökünü arayan insanların çarpıcı ve sınıfsal bir hikâyesi.

Kökünü arayan insanların çarpıcı ve sınıfsal bir hikâyesi.
27 Haziran 2022 - 15:17
Ödüllü romancı Barış İnce, okurlarını uzun süre beklettikten sonra yeni romanını çıkardı.
Köksüzler adlı eseri okuyunca, bu dört yıllık süre boşuna değilmiş hissine kapılıyorsunuz.
Bunun da nedeni Kadifekale, Damlacık, Bayramyeri üçgeninde geçen romanın hem mekanları hem de mekanlardaki toplumsal ilişkileri okura geçirebilme becerisi. Bunun için çok ciddi bir araştırmaya, gözleme ihtiyaç olduğu hemen hissediliyor. BluTv’de yer alan Kabuğu Kırmak adlı belgesel filmde bahsettiğimiz üçgenin midyeciler üzerinden kısa belgeselini çeken İnce, orada öğrendiklerini bambaşka bir hikâyeyle birleştirmeyi başarmış
görünüyor.
Roman, Almanya’dan İzmir’e gelen orta sınıf Nihan’ın kaybettiği valiziyle açılıyor. Valiz onun yolunu üç defineci kardeşle kesiştiriyor. Aslında bu yolun diğer ana karakterimiz Sinan’ın önceden planlamasıyla kesiştiğini de öğreniyoruz. 10 bölümden oluşan roman, soluksuz okunabilecek bir yapıda kurulmuş çünkü her bölümde okuru meraklandıran kimi kancalar
var. Nihan’ın hafızasızlığı, Hakan’ın patronuyla kavgası, Sinan’ın bıçkınlığı ve define arayışının doğal heyecanı okuru sarıyor.
Barış İnce gazeteci kökenli bir yazar olarak yaklaşık 10 yıldır çeşitli öykü,
deneme ve romanlarla edebiyat hayatımızda… İnce’nin yazılarında ve romanlarında akla gelen güçlü tema, hınzır dil, kimi aforizmatik (altı çizilecek) cümleler olur. bu romanda da ilk
ikisini korurken “söyleyen dilini” aşmaya çabalamış İnce. Öncelikle alışık olduğumuz ben dilini terk edip tanrısal anlatıcı ile bilinç akışı tekniklerini kullanmış. İkincisi de aforizmalardan neredeyse tamamen kurtulmuş. Buna rağmen öyle cümleler var ki etkisinden kurtulmak zor. Özellikle kitabın ilk ve son cümleleri… Romanın karakterleri de çok yönlü ve değişim halinde… Tabii söylemeden edemeyeceğimiz en önemli özelliklerinden biri, sekiz bölümün başındaki İzmir tarihi hikayeleri…
Bugüne kadar alışık olduğumuz tarihi güzellemeler dışında sıradan insanların
kaypak hikayelerinin tarihi nasıl yazdığını gösteren çok ilginç anekdotlar bunlar. Bu bölümler, ana hikayemizin bölümleriyle paralellik gösteriyor. Aradaki bağı fark etmenin hazzı da büyük oluyor.
Bu yazıya başlamadan önce İnce’nin önceki romanlarına dair çıkan yazıları google’ladım, ki biri de bana aitti, içlerinden en ilgimi çekeni Haydar Ergülen’in, İnce için yazdığı “bir antikahraman yaratıcısı” sözü oldu. Evet romanlarında değişmeyen şeylerden biri
de bu sanırım. Çelişki ve Sarsıntı sonrası bu kitabı okuyanlar bana hak vereceklerdir. Karakterlerin hiçbirini tam anlamıyla onaylamanız mümkün değil ama takip etmeyi de bırakamazsınız çünkü hepsinde bizden bir şeyler var.
Ülke olarak zor günlerden geçtiğimizi tekrarlamaya lüzum yok ama en ağır ekonomik krizlerden birinin yaşandığını da söylememek olmaz. Böyle bir dönemde çağının tanığı bir edebiyatçının kent yoksullarını ve sınıfsal çelişkileri merkezine almasından doğal
bir şey olamaz. Bunu hiçbir kabalığa kaçmadan, olanca çıplaklığı ve gözlem gücü ile yapmış yazar. Evet, Köksüzler çok sert bir sınıf hikayesi aynı zamanda. Kortejolarda yaşayan Yahudilerden, Kale’nin Kürtlerine, cam silen çocuklardan, kuşkucu taksicilere, iyi bir yaşam hayaliyle yurtdışına gidip orada itilip kakılan Türklere… Kitabın sonundaki
isyan sahnesi ise “filmi çekilse” dedirtecek bir sahne…
Bir defineci romanı olan Köksüzler kentlerin hızlı değişimini bellek üzerinden tartışırken, yoksullara bakışımızı da sorgulatıyor. Kitabın arkasındaki pasajdan ödünç alırsam,
“Köksüzler mavi ile yeşilin arkasına saklanmış masumiyetiyle ışıldayan İzmir’in gecekondu mahallelerinde kendilerine verilmemiş bir şansın peşinde kürek sallayan definecilerin
hikâyesi. Barış İnce, dört yıl aradan sonra yepyeni bir dille ve ustalıkla okurlarının karşısına çıkıyor.” 82 doğumlu bir romancının her gün üstüne koyarak ilerlemesini görmek bizler için ne büyük bir haz. Köksüzler hem hikayesi hem de karakterleriyle bu yıla her anlamda damgasını vuracak ve kuşkusuz edbiyat camiasında büyük bir tartışma koparacaktır.